ilim talebesinin insanlar arasına karışması

Soru: Meşhur selef alimlerinin -Allah onlardan razı olsun- yollarından biri de, halkı ıslah için onların arasına karışmaları ve kusurlarına sabretmeleriydi. Doğru yola davete çabalıyorlardı. Aynı şekilde insanların içine karışıp onlarla iyi geçinmek, onların kusurlarına sabretmek, ihtiyaçlarını gidermek ve onlara yardımcı olmak ilim talebesine yakışmaz mı? Çünkü hocam bazı ilim talebeleri insanların arasına karışmanın ilim talebinden alıkoyduğunu iddia ederek bundan uzak duruyorlar. İhmalkar olduklarını ve bazı sünnetleri ve vacipler konusunda gevşek davrandıklarını iddia ediyorlar. Orta yolu nasıl buluruz?

Cevap: Şüphe yok ki insanlar arasına karışıp onların kusurlarına sabreden kişi; insanlarla karışmayan ve onların kusurlarına sabretmeyen kişiden daha hayırlıdır. Ancak böyle olması (insanlar arasına karışması) daha önemli olandan (ilim talebinden) alıkoyuyorsa; şeriatın genel kuralı ilk önce en önemli ile başlamaktır.

İnsan karşılaştığı her kimse ile oyalansa namazlarını kaçıracak duruma gelir. Günümüzde mal isteyenler ve aracılık talep edenler ne çoktur! Kişi, insanlara bu kapıyı açacak olursa farzları kaçıracak kadar oyalanır. Ancak arasıra olabilir. Kişi gerekli/zorunlu olanı, gerekli olmayandan ayırmalıdır.

Ve aynı şekilde insanların arasına karıştığı zaman, insanların ona ihtiram etmediklerini, onun sözlerini ve tavsiyelerini umursamadıklarını gördüğünde, insanlar arasına karışmayı kısa tutsun. Çünkü bazı insanlar; onlar arasına karışan, beraberce gülen, birbirine şaka yapan, ve kendisini onlardan biri olarak görene saygı duymaz ve sözünü dinlemezler. Ama kişi insanların içine karıştığı zaman (onlarla birlikte şakalaşsa gülse dahi), insanlar onun kıymetini biliyorlarsa onların seviyesine inebilir. Aynı zamanda onun hürmetinin kaybolduğu, sözünün dinlenmediği diğer insanlarla da içli dışlı olmaz. İnsan nefsinin doktordur.

Kaynak : Silsiletul Ligaât elBab elMeftuh 213



السؤال : كان من طريقة علماء السلف رضوان الله عليهم البارزين أنهم كانوا يعاملون العامة ويصبرون على أذاهم في سبيل التأثير عليهم, ومحاولة دعوتهم إلى الصراط المستقيم, ألا ترى أنه ينبغي لطالب العلم كذلك الدخول في أوساط الناس ومعاملتهم بالحسنى, والصبر على أذاهم, وقضاء حوائجهم, والشفاعة لهم؛ لأن بعض طلبة العلم -يا شيخ- يترفع عن ذلك بدعوى أن هذا قد يشغله
عن طلب العلم, والدخول في أوساط الناس بدعوى أنهم مقصرون, ولديهم بعض التقصير في بعض السنن أو بعض الواجبات يجعله يترفع عنها, فكيف يجمع بين هذا الأمر؟

الجواب: لا شك أن مخالطة الناس والصبر على أذاهم خير من الذي لا يخالط الناس ولا يصبر على أذاهم. لكن إذا كانوا يشغلونه عما هو أهم, فالقواعد الشرعية تقتضي أن نبدأ بالأهم فالأهم
والإنسان لو بقي يتلقى كلما يطلب الناس منه لانشغل حتى عن الصلوات, في وقتنا الحاضر ما أكثر الذي يتكففون يطلبون المال, وما أكثر الذين يطلبون الشفاعة, ولو فتح الإنسان الباب للناس في هذا الأمر لانشغل حتى عن الفريضة. لكن تارة وتارة, ويفرق بين الشيء الملح والشيء غير الملح, فيجب التفريق. ثم أيضاً إذا رأى الإنسان من مخالطة الناس أنهم يمتهنونه ولا يهابون قوله ولا توجيهه فليختصر; لأن بعض الناس إذا خالط الناس وصار يضحك معهم ويمزح معهم ويجعل نفسه كواحد منهم لا يهابوه ولا يأخذون بقوله, لكن قد يكون مع أناس ينزل إلى هذه المرتبة لأنه يعرف قدره في نفوسهم حتى لو خالطهم هذا الاختلاط ومع الآخرين لا يمكن أن يخالطهم هذا الاختلاط, والإنسان طبيب نفسه.

المصدر: سلسلة لقاءات الباب المفتوح > لقاء الباب المفتوح [213]

Diğer Yazılar